Akbulut'tan gündemi belirleyen açıklamalar

yaptırdığı son röportajında Akbulut, parti kuruluş amaçlarından hedeflerine, yerel ve ulusal siyasetten aktif gündeme dair birçok konuda gündem oluşturacak görüşlerini dile getirdi.

Akbulut'tan gündemi belirleyen açıklamalar
11 Mayıs 2020 - 17:59

Kısa adı DEVA olan Demokrasi ve Atılım Partisi Kurucular Kurulu Üyesi ve Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Mustafa Nuri Akbulut, parti kuruluş amaçları ve hedefleri yanı sıra gündeme dair düşüncelerini Gazete Doğu aracılığı vatandaşlar ile paylaştı.

Gazete Doğu’ya röportaj veren Akbulut, parti kuruluş amaçlarından hedeflerine, yerel ve ulusal siyasetten aktif gündeme dair birçok konuda gündem oluşturacak görüşlerini dile getirdi.

DEVA Partisi’nin kuruluşundaki temel hedefin insan hak ve hürriyetlerinin korunması olduğunu vurgulayan Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Mustafa Nuri Akbulut, tüm ülkeyi kucaklayan, temel hak ve hürriyetler konusunda özgürlükçü bir bakış açısına sahip, adalet ve liyakatin esas alındığı bir ülke yönetiminin hedeflediklerini belirtti.

İşte DEVA Partisi Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Mustafa Nuri AKBULUT ile yapılan o röportaj;

Neden DEVA Partisi?

28 Şubat’ın yasakçı zihniyeti neticesinde sınırlanan insan hakları, hukukun ayaklar altına alınması ve yaşanan ekonomik sıkıntılar AK Parti’nin kurulmasına sebep olmuştu. Bizler de bu sürece verilen görevleri layığı ile yerine getirmeye çalıştık. AK Parti’de 2002/2007 yılları arasında görev aldım ve bu süre zarfında çok kıymetli hizmetlere imza attık. Görev süremiz sonrasında da partini başarısı için desteklerimiz devam etti. Taaki partinin kuruluş ilkelerinden yavaş yavaş ayrılmaya başladığı 2013 yılına kadar.

Zira AK Parti’nin kuruluş felsefesinde insan hakları ve özgürlükler ön plandaydı. Yoksulluklar giderilecekti ve asla yolsuzluklara müsaade edilmeyecekti. Özellikle 2015 yılında sonra bu ilkelerden ayrılmaya hızlandı. Ortak akılla alınan kararlar zaman içerisinde yerini tek bir kişinin aldığı kararlara bıraktı. İnsan haklar ve özgürlükleri yanı sıra hukukun üstünlüğü örselendi.

2016’da yaşanan hain darbe girişimi ardından giderek otoriter bir yönetim anlayışı sergilenmeye başlandı. 2017’de gerçekleşen ve dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan bir yönetim sisteminin gelişi de doğal olarak sürecin hızlanmasına sebep oldu. Bize göre olmaması gereken bir sistemdi. Sisteme dair tüm uyarılarımıza rağmen o günkü olağanüstü şartlarda bu anayasa değişikliği yapıldı ve sistem değişti. Bundan sonraki süreçte de kuruluş ilkelerinden büyük oranda sapıldı ve ülke olarak her geçen gün daha da geriye gidilmeye başlandı. Bunun neticesi olarak da bizler AK Parti ile yollarımızı ayırma kararı aldık.

Kurucu Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan’da, 2019 yılında aynı şartlardan dolayı istifa dilekçesini vererek AK Parti ile yollarını ayırdı. Ve böylece tüm ülkeyi kucaklayacak, temel hak ve hürriyetler konusunda özgürlükçü bir bakış açısına sahip, siyasi ve bürokratik tüm görevlendirmelerde adalet ve liyakati esas alan, aynı zamanda çoğulcu ve şeffaf bir ülke yönetiminin hedeflendiği Demokrasi ve Atılım Partisi çatısı altında bir araya geldik.

AK Parti’nin kuruluş dönemi ile kıyaslandığında, DEVA Parti’sinin kuruluş sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

28 Şubat döneminin baskıcı zihniyeti neticesinde, kuruluş çalışmalarına 2001 yılında başladığımız AK Parti için her türlü tehdit vari ikaz ile karşılaşmış, aynı zamansa baskıcı bir yönetime karşı mücadele vermiştik.  Maalesef DEVA Partisinin kuruluş sürecinde de zaman zaman benzer sıkıntılar ile karşılaşmaktayız. Partimize gönül veren insanların bir kısmı kamu bürokrasisi ile olan ilişkilerinden dolayı, olası baskıların tedirginliği ile gönül birlikteliklerini belirtseler de aktif görev almaktan kaçınmaktalar.

Bölgedeki teşkilatlanma çalışmalarınız ve vatandaşların partinize olan ilgisi ne düzeyde?

Partimizin 9 Mart’ta kurulması ardından Genel Merkez yönetimimiz tarafından yapılan istişareler neticesinde yönetim organlarının görevlendirmelerini tamamladık. Ardından İl Başkanlıklarının oluşturulması için 18 bölgede komisyonlar kurarak teşkilatlanma çalışmalarına başladık.

Şuanda bu komisyonlar tüm hızıyla il yönetim kurullarını belirleyecek ve en az üç kişiden oluşacak olan il komisyonlarının kurulumuna dair çalışmalarına devam etmekte. Çok seçici bir şekilde oluşturacağımız bu komisyonlar, il teşkilatlarımızın çeşitli kademelerinde görev alabilmek için parti veri tabanımıza müracaat eden hemen her meslek dalı ve eğitim seviyesine sahip vatandaşlarımız arasından değerlendirilmeler yaparak il yönetimlerini oluşturacaklar.

Bu değerlendirme esnasında her ilin kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla da sürekli olarak fikir alışverişi ile destek alınmaktayız.  Bu aşamada özellikle şunu belirtmek isteriz ki, şuana kadar partimiz içerisinde çeşitli kademelerde görev alabilmek için yapılan başvurular hem sayısal anlamda ve hem de yeterlilik seviyesi anlamında çok üst seviyede.

Aktif siyasete devam eden milletvekilleri arasında partinize katılma talebi var mı?
Henüz bana ulaşmış bir talep yok. Tabi bizim dışımızda Genel Merkezimize herhangi bir başvurunun yapılıp yapılmadığını da bilmiyorum. Ancak bizler organik olarak büyümeyi hedefleyen bir siyasi hareketiz. Bu anlamda tüm enerjimizi mevcut teşkilat yapılanmasına aktarmış durumdayız. En kısa sürede 81 ilde teşkilatlanmamızı tamamlayarak birinci olağan kongremizi gerçekleştirmeyi hedeflemekteyiz.

Bir erken seçim öngörüyor musunuz?

2020 yılı içerisinde bir erken seçim öngörmüyoruz. Ancak ülkemizin içerisinde bulunduğu şartlar göz önünde bulundurulduğunda da, mevcut iktidar yönetiminin 2023’e kadar sürdürülemeyeceğini de görmekteyiz. 2021’yılında ise erken seçim şartları ile karşılaşabiliriz.

Kamuoyu Araştırma Şirketleri tarafından yapılan anket sonuçları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Şunu özellikle belirtmek isteriz ki bizler iktidara alternatif olarak kurulmuş bir siyasi hareketiz. Hali hazırda muhalefet kanadında bulunan birçok siyasi hareket mensubu da, Partimizi yakından takip ediyor ve bizlere bu anlamda destek mesajlarını iletiyorlar. Araştırma şirketlerinin yaptığı anket çalışmaları ise maalesef güvenilirlikten uzak bir tablo sergilemekte. Aynı zamanda ülke olarak maalesef basın ve düşünce özgürlüğü noktasında güvenilmez bir hal içerisine sürüklenmiş durumdayız. 

Şurası kesin olarak bilinmelidir ki;

DEVA Partisi, milletin ihtiyaç ve talepleri neticesinde ortaya çıkmış ve bu anlamda ülke yönetimini hedefleyen bir siyasi harekettir. Milletimizin önüne getirilecek sandık hem yandaş medyaya ve hem de kamuoyu araştırma şirketlerine gerekli dersi verecektir.

Gündeme dair düşünceleriniz nelerdir?

Öncelikle Korona Virüs ile mücadelede Sağlık Bakanlığı tarafında gayet başarılı bir mücadelenin verildiğini belirtmek isteriz.

Maalesef aynı başarı toplumsal destek ve ekonomik politikalar alanında gerçekleştirilememiştir. Özellikle kazancını günü birlik işler ile sağlayan esnaf, yevmiye usulü çalışan özel sektör personelleri, küçük işletmeler ve kayıt dışı istihdam edilen yüzbinlerce kişi adeta sahipsiz kalmıştır. Küçük esnaf kredi yönlendirmeleri ile borç sarmalına sürüklenmiştir.  En basitinden elektrik, su ve doğalgaz gibi fatura ödemelerinde bile gerekli destek sağlanamamıştır.  Oysaki, çok olağanüstü bir süreçten geçerken hükümetin bu anlamda daha reel politikalar geliştirerek özellikle küçük esnafa karşılıksız destek olabilmesi gerekmektedir. Tüm bu eksikliklerin arka planında yatan gerçek ise, AK Parti hükumetlerinin Korona Virüs krizi öncesi ülkenin tüm kaynaklarını tüketmesidir.

2015 sonrası uygulanan ekonomik politikalar neticesinde merkez bankası rezervleri tüketilmiş, cari açık artmış,  ulaşılan milli gelir düşmüş ve ülke olarak zaten korona virüs salgını öncesi ciddi bir kriz içerisine sürüklenmiştik.

Öyle ki şuanda swap işlemleri çıkarıldığında merkez bankamızın kasasın eksi rezerv ile karşılaşmaktayız.

Tüm bunlara rağmen DEVA partisi olarak, en kısa sürede atılması gereken adımlara dair hükumete önerilerde bulunmaktayız. Bu anlamda gerekli tedbirlerin biran önce alınmasını ümit ediyoruz. Aksi halde önümüzdeki günlerde ülke olarak ekonomik anlamda daha sıkıntılı günlerle karşı karşıya kalabiliriz.

FETÖ ve HDP Hakkındaki düşünceleriniz?

FETÖ, ülkemizin birliğine kast ederek bir darbe girişimine kalkışan hain bir terör örgütüdür. Bu terör örgütü üyelerinin de en ağır şekilde cezalandırılması gerekir.  Ancak, bu örgütle mücadele noktasında zaman zaman haksızlığa uğrayan vatandaşlarımız olmuştur. Bu anlamda FETÖ ile mücadele kapsamında meslekten ihraç edilen, ancak hakkında hiçbir soruşturma açılmayan veya beraat eden vatandaşlarımızın mesleklerine iadeleri gerçekleştirilmelidir.

HDP ise yasal olarak kurulmuş bir siyasi partidir. Terörle arasına mesafe koyduğu, ülkemiz Anayasa ve yasalarına uygun davrandığı müddetçe bu ülkenin bir siyasi hareketidir.

Son sözlerinizi alabilir miyiz?

Öncelikle bizlere bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz. Bununla birlikte tüm hemşerilerimiz ve değerli okuyucularımıza hayırlı ramazanlar diliyor, yaklaşmakta olan Ramazan bayramını şimdiden tebrik ediyorum.

 

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum